• Teknik Emek

Denetimsizlik-İhmal Ve “Büyüklük” Hırsı Bir Meslektaşımızın Daha Canına Mal Oldu!

Gaziantep Şahinbey İlçesinde, Şahinbey Belediyesi tarafından yaptırılan ve kamuoyuna “Türkiye’nin en büyük ikinci camisi” olarak duyurulan cami inşaatında geçtiğimiz Perşembe günü iş iskelesinin çökmesi sonucu enkaz altında kalan meslektaşımız İnşaat Mühendisi Korkut KÜÇÜKCAN hayatını kaybetmiştir.

Yaşanan olay sonrası yapılan teknik inceleme ve açıklamalar, genç meslektaşımızın hayatını kaybettiği bu olayı  “iş kazası” olarak ifade etmenin mümkün olmadığını ortaya koymuştur.

Şöyle ki;

“Türkiye’nin en büyük ikinci camisi” iddiasıyla yapılan ve aynı anda on binlerce kişinin ibadet etmesinin hedeflendiği yapının RUHSATSIZ olduğu açıklanmıştır. Tek başına bu açıklama bile durumun ne kadar bilimsellikten uzak, ne kadar akıl dışı olduğunu ve yaşanılanın İş Kazası değil CİNAYET olduğunu ortaya koymaktadır.

Yapı inşaatında iş iskelesi olarak ahşap malzeme kullanılmıştır.

Mevcut yasal mevzuata göre 13,50 metreden yüksek yapılması iş güvenliği açısından tehlikeli ve yasak olan ahşap iş iskelesi “Türkiye’nin en büyük ikinci camiinin” kubbesinin altında 60 metre yüksekliğinde kurulmuştur.

Çok uzun süredir ara verilmiş olan inşaatta kurulu iskelenin çevresel etkilerle çürümeye yüz tuttuğu dikkate alınarak sökülmesi gerekirken işçiler ve meslektaşımızın bu alana gönderilmeleri açıkça CİNAYETTİR.


1999 yılında yaşanılan deprem sonrası çıkarılan Yapı Denetim Kanunu kamu binalarını kapsamamaktadır.


Kamu tarafından yapılan/yaptırılan hastane, okul, idare binaları, spor salonları, stadyumlar, camiler dahil olmak üzere hiçbir kamu inşaatı Yapı Denetim Yasası kapsamında değildir. Kamu bünyesinde bulunan teknik personeller tarafından denetlenmesi gereken bu inşaatlar bahsi geçen personelin konunun uzmanı olmaması, günlük rutin işlerinin yoğunluğu gibi sebeplerin yanında müteahhit ile belediye yetkililerinin ilişkileri nedeniyle de herhangi bir denetime tabi tutulmamaktadır.


Bu yapı da olduğu gibi, “hayırseverler tarafından yaptırılan cami inşaatı” için statik, betonarme proje yapılmasına ve ruhsat alınmasına gerek duyulmamıştır. Ruhsatı olmayan bir yapının kim tarafından ve neye göre denetleneceğinin belli olmayacağı da aşikardır.


Ülkemizde son dönemlerde her şeyin en büyüğünü, en yükseğini, en genişini, en heybetlisini yapmak gibi bir furya yaşanıyor.

  • Dünyanın en büyük havalimanı,

  • Dünyanın en büyük sarayı

  • Dünyanın en büyük asma köprüsü

  • En yüksek kulesi

  • En büyük camisi…

AKP Hükümetinin ülkedeki her türlü sonunun üzerini kapatmak için kullandığı, şatafat ve şova yönelik bu çabasının son kurbanı genç meslektaşımız olmuştur.

Ülkenin ekonomisinin dibe vurduğu, dış borcun yüz milyarlarca dolara ulaştığı ve ülke olarak iflasın eşiğine geldiğimiz, ekonomik sorunlardan dolayı siyanürle toplu intiharların yaşandığı bir ortamda ihtiyaç olup olmadığına bakmaksızın milyonlarca lira harcanarak yaptırılan bu binalar yüzlerce iş cinayetinin yaşanmasına sebep olduğu gibi ülke ekonomisini de içinden çıkılamayacak bir batağa sürüklemektedir.

Dünyanın en büyük binalarını yapma hırsı ülkemizi başka bir kategoride de dünya liderliğine getirmiştir.


Her yıl yaklaşık 2 bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği Türkiye, bu alanda dünya liderliğine oynamaktadır.


Genç meslektaşımız Korkut KÜÇÜKCAN’ın hayatını kaybettiği bu olay ülkeyi yönetenlerin denetimsizlik, ihmaller zinciri ve vurdumduymazlığını bütün açıklığı ile ortaya koyarken bir gerçeği daha göstermiştir.


Göçen ahşap iskelenin altında kalan meslektaşımız 33 saat sonra enkaz altından çıkarılabilmiştir.


Benzer bir durumu geçtiğimiz yıl İstanbul-Kartal’da kendiliğinden yıkılan binanın enkaz kaldırma çalışmalarında da yaşamış, tek bir binanın enkaz kaldırma işinin günlerce sürdüğüne tanık olmuştuk.


Büyük bir depremin kapımızda olduğu bir ortamda ahşap iş iskelesinin kaldırılmasının 33 saat, bir binanın molozları altında kalan insanları çıkarmanın haftalarca sürüyor olması arama kurtarma konusunda depreme hazırlıklı olmadığımızı göstermektedir.


Meslektaşımız Korkut KÜÇÜKCAN’ın ölümü bir “kaza” değil, alınmayan tedbirler, uygulanmayan kanunlar ve denetimsizlik nedeniyle yaşanan bir CİNAYETTİR.


Sorumluları,


Ruhsatsız yapının inşaatına izin verenler, denetim yapmayanlar, tedbir almayanlar ve şov ve şatafat hırsının sahipleridir.


Emek Hareketinden Mühendisler olarak meslektaşlarımıza baş sağlığı, iş cinayetine kurban verdiğimiz meslektaşımızın ailesine sabırlar dilerken bu cinayetin faillerinden hesap sorulmasının takipçisi olacağımızı bildiririz.


EMEK HAREKETİNDEN MÜHENDİSLER

0 görüntüleme

E-Bültenimize Abone Olun!

  • White Facebook Icon
  • Instagram
  • LinkedIn